Ayşen Gaye Makiniz: “İyi Bir Sunucunun İlk Şartı Dinlemektir”
- 4 gün önce
- 4 dakikada okunur

Kanal B Televizyonu'nda sunucu, yapımcı ve spiker olarak görev yapan Ayşen Gaye Makiniz ile medya sektöründeki kariyer yolculuğunu konuştuk. Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı'ndan mezun olduktan sonra tiyatro ve televizyon alanlarında önemli deneyimler kazanan Makiniz, mesleğe başlama sürecini, canlı yayınların zorluklarını, tiyatro sahnesine dönüşünü ve başarılı bir sunucuda bulunması gereken özellikleri anlattı.
Kendinizi bize tanıtır mısınız?
Tabii ki. Ben Ayşen Gaye Makiniz. Kanal B Televizyonu'nda sunucu ve yapımcı olarak çalışıyorum. Bazen haber spikerliği de yapıyorum. Uzun zamandır, 20 küsur yıldır bu işteyim. Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü mezunuyum. Mezun olduktan sonra Devlet Tiyatrosu'nda çalıştım. Ardından TRT'de sunucu olarak çalıştım. Sonra çeşitli dizilerde rol aldım. Bu yıl da bir tiyatro oyununda rol oynadım.
Sunuculuk yapmaya başlama süreci nasıl gelişti? Bu mesleğe yönelmenizde ne etkili oldu?
Şöyle; tiyatro bölümünden mezun olduktan sonra TRT'de yayınlanan Tiyatro Saati programının sunucu aradığını duydum. Başvurduğumda beni seçtiler. O dönem böyle seçmeler vesaireler vardı. Şimdiki kadar rahat değildi, kolay değildi hiçbir şey. Sonra Tiyatro Saati programında, her hafta yayınlanan program için tiyatrolar hakkında röportajlar yapıyordum. Aslında ben eğitim alarak değil, televizyon alanını biraz da yaşayarak öğrendim. Yani ilk Tiyatro Saati'nde başladım. Sonra TRT 1'de bir arkadaşımla birlikte canlı yayın sundum. Sonra hem oyunculuk hem sunuculuk böyle giderken kendimi Kanal B'de buldum ve yıllardır da burada devam ediyorum. Sadece sunucu, yapımcı ve spiker olarak.
Sunuculuğunuzun yanı sıra yapımcılık kimliğiniz de var. Bu proje üretme sürecinde sizi en çok motive eden şey nedir?
Şimdi yapımcılıkta her şeyinden biraz siz mesul oluyorsunuz. Programı nasıl yapmak istiyorsanız şekillendirmek çok keyif verici. Oyunculukta da örneğin prova aşamaları zorludur ama bir o kadar da keyiflidir. Çünkü o aşamalar yaratım sürecidir. Şimdi yeni bir program ortaya çıkarıyorsanız o yaratım süreci çok sancılı oluyor. Ne isteyip ne istemediğinizi, ne vermek istediğinizi düşünüyorsunuz. Ardından onunla ilgili araştırmalar yapıyorsunuz. Teknik altyapıyı hazırlamaya çalışıyorsunuz. Yani yapımcılıkta bir de her şey sizin istediğiniz gibi şekillendiği için onun keyfi ayrı oluyor.
Tiyatro sahnesi ile televizyon arasındaki farklılıklar nelerdir? Büyük bir farklılık var mı?
Şöyle; tiyatro öyle bir alan ki, mezun olduktan sonra çoğu şeyi başarabilir durumda oluyorsun. Çünkü okula bazı seçmeler sonucu giriyorsun. Nasıl? İyi bir kulağa sahip olacaksın, güzel şarkı söyleyebileceksin, dans edebileceksin, diksiyonun iyi olacak, konuşmayı bileceksin. Zaten insanların önünde konuşmaktan utanmayacaksın. Sunuculuk da çoğu tiyatrocunun yapabileceği bir alan oluyor bu şekilde.
Canlı yayında ya da çekim sırasında hiç beklemediğiniz durumlar olduğunda nasıl tepki veriyorsunuz?
Şimdi canlı yayın hem çok keyiflidir, Azra. Ben çok severim. Ama bir o kadar da zordur. Ben çok seviyorum çünkü tiyatro gibi geliyor bana. Aynı sürede seyircinle birlikte var oluyorsun, sonra gidiyorsun gibi. Bir de hata da yapsan yapmasan da her şey o an oluyor, bitiyor.
Tabii ki bunca yıl içinde o kadar çok şey oldu ki... Komik oldu, acı oldu. Size derse geldiğimde de anlatmıştım. Örneğin bir doktor, hem de doktordu kendisi. Allah'tan o sırada stüdyoda bir başka doktor daha vardı. Konuşurken birden bayıldı. Meğerse bir ritim bozukluğu varmış. Canlı yayını kestik. Orada tabii televizyon, Azra sen de biliyorsun, bir ekip işi.
Sen sunucu olarak arkadaki bütün ekibi temsil ediyorsun. İşte yapımcı var, kameraman var, sesçi var, ışıkçı var, yayın yönetmeni var. O kadar kalabalık bir ekipten söz ediyoruz ki. Günümüzde bunlar tabii daha az kişiyle çözülmeye başlandı. Teknik geliştikçe daha az kişiyle çözülüyor. Hatta biliyorsun, sunuculuğu bile yapay zekâyla çözmeye başladılar. Artık sunucu olarak ekrana çıkmana bile gerek yok.
Yapay zekâ sizce sunuculuk işlerini bitirir mi?
Yani her zaman tiyatroda da olduğu gibi insan, karşısında gerçek bir şey görmek ister. Ya sen istemez misin?
Ben isterim ya.
Değil mi? Şimdi benim önüme videolar geliyor. Hepimiz bakıyoruz, kaydırıyoruz ya. Bazı şeylere bakıp "Bu yapay zekâdır." diyorum, geçiyorum. Ama gerçek olan beni daha çok etkiliyor. O nedenle insanların gerçek insandan çok kopacağını düşünmüyorum. Tabii ki yaygınlaşacak. Çok yaygınlaşacak, aklımızın alamayacağı yerlere gidecek. Bitirir mi? Tiyatro sanatını bitirmeyeceği gibi bence bu alanda da insanlar yine gerçek bir nefese ihtiyaç hissedecek. Ha, insanlar değişir, artık gerçekliği istemiyorum der. O zaman başka bir şeye evrilir hepimiz.
Tiyatro sahnesinde oynarken sizi en çok zorlayan ama aynı zamanda geliştiren şey ne oldu?
Şimdi ben 20 yıldır tiyatro yapmıyordum, Azra. Geçen sezon bana bir teklif geldi oynamam için. Ben de hemen kabul ettim. Çok hevesim varmış. İşte bir de bunu mevcut işlerimle birlikte götürmem lazım. Akşamları da prova yapacağım. Ay, ben bir zorlandım, bir zorlandım. Bir kere tiyatro için sürekli bedenini çalıştırman gerektiğini hatırladım.
Paslanmışım. Bizim ses ve nefes çalışmalarımız vardır. Onları yapmadığım için paslanmışım. Ezber yapmakta zorlandım. O kadar zorlandım ki dedim ki: "Ben niye yaptım? Niye girdim bunca yıl sonra bu işin içine?" Sonra baktım oyun çıktı. Alkışı aldıktan sonra "İyi ki yapmışım, bir daha ne zaman oynayacağız?" diye düşünmeye başladım. Sonrası zevkli oluyor. İnsan bütün o çektiklerini unutuyor.

Mesleğinizde iyi bir sunucu olmanın sizce en önemli üç özelliği ne?
İyi bir dinleyici olmak.
Bu bence birinci özellik. Şimdi özellikle canlı yayınlarda zeki olmak da gerekiyor. Neden biliyor musun? Zaman kontrolünü sen ve yönetmen yapıyorsunuz. Şimdi yönetmen diyor ki: "2 dakika var yayının bitmesine." Sen o iki dakika içinde konuğun sözünü pat diye kesmeden konuyu bağlayıp yayını kapatman gerekiyor. Çok iyi dinleyeceksin ki güzel bağlama yapabilesin.
Bilgi sahibi ve kültürlü olman gerekiyor. Hangi konuyla ilgili program yapıyorsan o konu hakkında biraz bir şey bileceksin ki soruyu ona göre sorabilesin.
Yoksa neyi sorabilirsin ki? Meraklı olman gerekiyor. Soru sorabilmek için merak etmen gerekiyor. Böyle klişe soruların dışında insanın merak ettiği bir sürü alan oluyor. Senin merak ettiğini seyirci de merak ediyor zaten.
Ama dinlemek her zaman için bence en önemli konu. En başta geliyor. Dinlemezsen soru da soramıyorsun çünkü.
Kariyerinizde dönüm noktası diyebileceğiniz bir proje var mı?
Belki şu Kanal B'ye girmem bir dönüm noktamdı. O zaman sunucu olmazdım. Sadece oyuncu olurdum. Hangisinin daha iyi olduğunu bilmiyorum.
Benim sorularım bu kadardı, çok teşekkür ederim.









Yorumlar