top of page

Akademiden Podcast’e: Arda Umut Saygın ile Samimi Bir Kariyer Yolculuğu

  • 10 Nis
  • 3 dakikada okunur

Bu röportajda, akademisyen Arda Umut Saygın ile kariyer yolculuğu, gazetecilik deneyimi ve podcast üretimi üzerine samimi bir sohbet gerçekleştiriyoruz. İzmir’den Adana’ya uzanan hayat hikâyesi, tesadüflerle şekillenen meslek seçimleri ve memuriyetten akademiye geçiş süreci dikkat çekiyor. Saygın, büyük hedefler ve kalıplaşmış vizyonlardan ziyade “iyi bir insan olma” yaklaşımını merkeze alırken; podcast üretiminde samimiyetin ve içerik kalitesinin önemini vurguluyor.

 

Kendinizden bahseder misiniz?

 

           Kendimden bahsedeyim. Ben İzmir'de doğdum, 1983 yılında. Sonra ilkokula orada başladım ama 2 hafta sonra Adana'ya taşındık. Ailem memurdu. İlkokuldan üniversiteye kadar Adana’da okudum. Çukurova Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünü bitirdim. Hiçbir akrabamız olmamasına rağmen Adana’yı memleket belledik. Ailem hâlâ orada yaşıyor.

           Uluslararası ilişkiler okudum ama gazeteciliğe çok meraklıydım. Yüksek lisans yapmayı çok düşünmüyordum ama gazetecilik yaparken onu da deneyeyim ikisi bir arada yürüsün dedim. Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi yüksek lisans programını kazandım. Hatta İstanbul’u da kazandım ama Ankara’yı tercih ettim. Daha iyi bir üniversitedir diye düşündüm. Bir de büyük şehirlerde boğulmam diye düşündüm. Büyük şehirleri çok sevmiyorum.

           Ankara’da hem yüksek lisans yaptım hem de Radikal’de staj yaptım. Anladım ki gazetecilik mesleği oldukça zor ve benim mizacım bu mesleğe uygun değildi. Hareketli biriyimdir ama gazeteciliğin gerektirdiği koşuşturma hali beni bir hayli yordu. Bu arada yüksek lisansım devam ederken mezun olduğum bölüm olan uluslararası ilişkilerden bir İngiltere bursu kazandım. Uluslararası ilişkileri sevmiyordum. Burs için İngiltere’ye gittim ama yapamayacağımı bir ay içinde anladım. Bölümü sevmediğim için geri döndüm. Gazetecilik yüksek lisansımı tamamladım. Sonra KPSS’ye girdim ve memur oldum. Gümrük Bakanlığı’nda İskenderun’da başladım sonra Ankara’ya geçtim. Bu sırada doktora için Hacettepe’ye başladım. Daha sonra araştırma görevliliği sınavlarına girerek Gazi Üniversitesi’ne girdim.

 

Gazetecilik mesleğine nasıl başladınız?

 

          Gazeteciliği çok kısa süre yaptım. 5-6 ay kadar. Aslında çocukluktan beri merakım vardı. Evimize 3-4 gazete girerdi ve ben hepsini detaylı şekilde okurdum. Gazetecilerin nasıl çalıştığını merak ediyordum. Bu yüzden gazeteciliği deneyimlemek için başladım.

          Ankara’ya geldim, Radikal’e başvurdum. O zaman Ankara Genel Yayın Yönetmeni Deniz Zeyrek’ti. Çok koşturmalı bir işti. Sürekli bir yerlere gidiyorsun, haber kovalıyorsun. Ama stajyer olduğum için yazdığım haberler yayımlanmıyordu. Aynı etkinliğe ben gidiyordum ama ajans haberleri kullanılıyordu. Bu durum moralimi çok bozdu. Çok yoruldum ama mesleğin manevi tatminini alamıyordum.

 

Akademisyenlik mesleğine nasıl başladınız?

 

          Gazeteciliği bıraktıktan sonra akademisyenlik aklımdaydı. Beni akademiye asıl iten şey memuriyetin sıkıcılığı oldu. Gümrükte çalışırken çok sıkıldım. Sürekli aynı düzen, aynı işler… “Böyle geçmez” dedim.

          Hacettepe İletişim Bilimleri Anabilim dalında doktoraya başladım. Akademisyen olmak için gerekli ALES ve dil puanlarını almıştım. Sınavlara girdim ve sonunda akademisyen oldum.

 

Kariyerinizde vizyonunuz nedir?

 

           Açıkçası benim vizyon, misyon gibi kavramlarım hiç olmadı. Ben daha çok “iyi bir insan olayım, kimseyi kırmayayım” düşüncesindeyim. Büyük hedeflerim yok. Sadece iyi bir insan olmak istiyorum ve öğreticilik görevimi hakkıyla yapıp öğrencilere bilgileri kavratmak istiyorum.


Gazetecilikte kırılma anınız oldu mu?

 

             Benim olmadı çünkü çok kısa süre yaptım. Ama günümüzde gazeteciler için hız ve doğruluk arasında bir denge sorunu var. Artık “yavaş gazetecilik” pek mümkün değil.

 

Sektörde kendinizi geliştirme ihtiyacı hissettiğiniz nokta nedir?

 

           Şu anda yapay zekâ. İlk başta çok mesafeliydim ama artık bunun bir zorunluluk olduğunu düşünüyorum. Bir asistan gibi kullanmayı öğrenmek gerekiyor.

 

   

Podcast çalışmalarınız oldu mu?

 

          “Sekiz Sütuna Manşet” isminde bir podcast serisi tasarladım. Sektörde uzun yıllar çalışmış gazetecilerin anıları üzerine bir seriye başladım. Gazeteciler cemiyetinde bazı eski gazeteciler ile tanıştım onları konuk aldım. Ancak bu seri beş bölüm kadar sürdü. İşlerin yoğunluğundan maalesef devam ettiremedim.

 

Sizi diğerlerinden ayıran özellik nedir?

          

           Podcast için cevap vereceksem ilginç bir konu yakalamış olmam ve samimiyet diyebilirim. Akademik tarafta ise dilimin akıcı olması. Hakemler genelde Türkçemi övüyor. Akademik metinleri daha anlaşılır yazmaya çalışıyorum.

 

“İyi ki yapıyorum” dediğiniz bir an oldu mu?

 

           Podcastlerde YouTube yorumları beni mutlu ediyor. Akademide ise öğrencilerden gelen geri bildirimler. En çok da iyi sınav kâğıdı görünce mutlu oluyorum.

 

Güncel kalmak ve üretkenliğinizi korumak için bir rutininiz var mı?

 

            Açıkçası yok. Rutinlerim var ama mesleki değil. Spor yaparım, yürürüm. Ama “üretken olayım” gibi bir hırsım yok. İletişim alanındaki akademik dergilerde çıkan makaleleri takip etmeye çalışıyorum.

 

Üniversite yıllarındaki kendinize ne söylerdiniz?

 

           Daha fazla dil öğren derdim. Bir de daha çok gez. Üniversitede aslında çok boş zaman varmış, şimdi anlıyorum.

 

Podcastin Türkiye’deki geleceğini nasıl görüyorsunuz?

 

          Niş bir alan ama büyüyor. Daha fazla insan yapıyor ve dinliyor. Çok büyük paralar kazanılmasa da gelişmeye devam edecek.

 

Podcast sizin için bir özgürlük alanı mı?

 

          Bence evet. Sosyal medyaya göre daha özgür bir alan.

 

İyi bir podcast neye bağlıdır?

 

          En önemli şey içerik. Fikir iyi değilse teknik veya ses kalitesi çok bir şey değiştirmez.


Kıymetli vaktinizi ayırdığınız ve bu değerli bilgileri bizlerle paylaştığınız için çok teşekkür ederim Arda Bey.


Ben de bu keyifli sohbet ve nazik davetiniz için sizlere teşekkür ederim. Çalışmalarınızda başarılar diliyorum.

 
 
 

Yorumlar


-post-ai-image-4268.png

Kalemiyle düşünen, kelimelerle kendine alan açan biri.

Hayatın içindeki küçük ayrıntıları fark eden; suskunlukların, yarım kalmış cümlelerin ve görünmeyen duyguların peşine düşen bir gözlemci. İnsan hikâyelerine meraklı, özellikle de sesi kısılmış olanların. Çünkü bilir ki en güçlü cümleler bazen en sessiz yerden çıkar.

İki dili olan ama asıl dili duygular olan biri. Okumayı sadece bir alışkanlık değil, dünyayı anlama biçimi olarak gören; her kitapta başka bir hayatı deneyimleyen, her metinde kendine yeni bir pencere açan biri.

Haberi sadece bilgi olarak değil, sorumluluk olarak gören; olayların arkasındaki “neden”i merak eden; mikrofonu uzatırken saygıyı, yazarken vicdanı elden bırakmayan bir gazeteci adayı. Saha koşuşturmasından çok haberin mutfağında derinleşmeyi seven; araştırmayı, düzenlemeyi, anlamlandırmayı tercih eden bir üretici.

Ciddiye alınmayan gençliğin iç sesini, aile içinde kırılan kalplerin sessizliğini, toplumda görünmeyen yorgunlukları yazıya döken biri. Çünkü inanır: Anlatmak, iyileştirmenin ilk adımıdır.

Kısacası; kelimeleriyle iz bırakan, sessizce ama kararlılıkla ilerleyen biri.

Beyaz Dokulu Arka Plan
bottom of page