Azmin ve Sahadaki Gerçekliğin Hikâyesi: 25 Yıllık Gazetecilik Yolculuğu
- 21 Mar
- 3 dakikada okunur

Gazetecilik; hız, cesaret ve kararlılık gerektiren zorlu ama bir o kadar da tutkulu bir meslek. 25 yıllık deneyimiyle sahadan hiç kopmadan mesleğini sürdüren Buket Güven, kariyer yolculuğunu, karşılaştığı zorlukları ve gazeteciliğe dair önemli bakış açılarını samimi bir şekilde anlatıyor. Parlamento muhabirliğinden bakanlık görevlerine uzanan bu süreçte, mesleğin perde arkasını ve değişen dinamiklerini kendi deneyimleri üzerinden aktarıyor.
Bize kısaca kendinizi tanıtır mısınız?
Buket Güven, ben 25 senelik gazeteciyim. Türkiye Gazetesi’nde başladım mesleğe, Başbakanlıkta basın müşavirliği yaparak devam ettim. Şu anda Anadolu Ajansı’nda muhabirim ancak görevlendirme olarak Kültür Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’la çalışıyorum.
Kariyerinize ilk başladığınızda hedefiniz neydi?
Hedefim o zaman parlamento muhabirliğiydi. Çünkü parlamento muhabiri kıdem ve tecrübe isteyen bir şeydi. Tecrübem arttıktan sonra parlamento muhabiri olabilirim diye düşünmüştüm. Bir süre parlamento muhabirliği yaptım, hedefime ulaşmış oldum aslında. Ama meclis çok çok çok yoğun bir yer. Genel kurul kapanana kadar biz orada bekliyoruz. Dönüşümlü de olsa haftanın 2-3 günü gece bire ikiye kadar çalışıyoruz.

Bugünkü noktaya geleceğinizi hayal ediyor muydunuz?
Hayal ediyordum çünkü ben bir şeyi azmettikten sonra peşini bırakmayı kendime çok yakıştırmam. Bir şeyi yaparım dersem yaparım. Ne kadar yoğun da olsam. İlk mesleğe başladığımda dolmuşçuların genel kuruluna göndermişlerdi beni. Düşünsene, salonda 500 tane erkek, bir tek sensin kadın. Çok değişik bir ortamdı. Onu bile yaptım. Bu mesleği yapacaksam bunları göze almalıydım.
Kariyerinizdeki en büyük kırılma anı neydi?
Meclis olabilir. Yoğun temponun olduğu yer. Meclisin koyu duvarları; gece mi gündüz mü olduğunu hissetmiyorsun. İçeri sabah giriyorsun akşam çıkıyorsun, hava kararmış, o günü kaybetmiş gibi hissediyorsun. O meclis beni çok çok yordu. O da dediğim gibi yoğunluktan dolayı olabilir. O kırılma anı herhalde.
Şunu daha erken öğrenseydim dediğiniz bir şey var mı?
Sosyal medyayı daha erken kullansaydım. Mesleğe ilk başladığımda biz o kadar hâkim değildik. Örnek veriyorum, Twitter’da atıyorum 500.000 takipçim olabilirdi. Çünkü yurt dışına çıkıyorsun, bakanlarla birlikte gidiyorsun. Onları paylaşsam takipçim çok olabilirdi ama ben sosyal medyaya çok önem vermemişim. Keşke daha fazla önem verseydim. Sosyal medya çok apayrı bir macera, herkesin kullanması gerek.
Vazgeçmeyi düşündüğünüz bir an oldu mu?
Yok vazgeçmeyi düşünmedim. Bu meslek zor ama bir o kadar eğlenceli, keyifli ve heyecan verici bir tarafı var. Çünkü her zaman haberde ilk bilen sen oluyorsun. Gazetede imzanı görmek çok keyifli bir şey. Televizyoncular için de o ekran yüzü olmak ve ünlü olmak apayrı bir heyecan getiriyor.
Yeni başlayan birisine “bakın her şeyi yapın ama sakın şunu yapmayın” diyeceğiniz o tek şey nedir?
Bu işi yaparım diyorsanız sakın vazgeçmeyin. Bir şekilde yaparsınız çünkü gerçekten mesleğin bence iyi insanlara ihtiyacı var, bu işin peşini bırakmayacak, arkasında duracak insanlara ihtiyacı var.
O dönemde sizi bu alanda ilerlemeye ikna eden temel motivasyon kaynağınız neydi?
Ben iletişim fakültesini seçerken hani meydanda olacağımı biliyordum. Gazetecilik yaparken de alanda oldum. Gazetecilik zor ve keyifli meslek.
Habercilikte hız mı daha önemlidir, yoksa teyitli bilgi mi? Bu dengeyi nasıl kuruyorsunuz?
Hız konusu ajanslar açısından ve televizyonlar açısından daha önemlidir. Son dakika bandını en önce girmek önemlidir. Ama gazete için yazarken hızla yarışmıyorsunuz. Onun için teyitli bilgi gazete için önemli. Hele şimdi Amerika-İran arasındaki savaşa bakıyorsunuz; teyitli bilgi olmadıktan sonra herhangi birinin, herhangi bir tarafın manipülasyonuna çok rahat maruz kalabiliriz. O da gazetecilikte hiç olmaması gereken bir durum. Yani hani hız değil, teyitli bilgi önemli.
Haber merkezi koridorlarında ya da sahada, kimsenin bilmediği bir pes etme eşiğinden döndünüz mü?
Dönmedim herhalde. 25 sene olunca şimdi geriye dönüp baktığımda olmadı.

Kıymetli vaktinizi ayırdığınız ve bu değerli bilgileri bizlerle paylaştığınız için çok teşekkür ederim Buket Hanım.
Ben teşekkür ederim Azra. Bu keyifli sohbet ve başarılı çalışma için ellerine sağlık. Gazetecilik yolculuğunda başarılarının devamını dilerim.






Yorumlar